Benim Marsilya’ya gidişim biraz mecburiyetten oldu, iyi ki de olmuş. Sonrasında ertelemek zorunda olduğum bir Paris seyahati için Fransa’dan aldığım vizenin ilk girişinin Fransa olmasının iyi olacağını düşündüm (ha ben oradayken Avrupa’ya vizesiz seyahat olacağı haberleri çıkmaya başladı, o da ayrı)

Ne zamandır Marsilya’yı görmek istiyordum, böylelikle turistik bir Marsilya gezisi planladım kendime. Genellikle bir lokal gibi yaşarım gittiğim şehirleri. Hadi buyurun.

1.gün- Öğleden sonra:

Küçük gibi görünen ama Fransa’nın 2. büyük ve en eski şehri Marsilya’ya hoşgeldim.

Uçaktan gördüğüm kadarıyla güzel bir Akdeniz liman şehri. Rüzgarın ve yeşil alanların etkisi ile olsa gerek, daha uçaktan iner inmez hissedilen temiz hava ile ben ve akciğerlerim bayram etti bile.

Eski limandaki –Vieux Port- otelime, havaalanından gara kadar 45 dakika servisle, 15 dakika da yürüyerek ulaştım. Minik ama sevimli bir oda. Sonradan daha iyi anlayacağım üzere, iyi ki şehrin bu bölümünde bir otel seçmişim, her yer yürüme mesafesi.

Eşyalarımı yerleştirir yerleştirmez Marsilyalıların buluşma noktası olan tavandaki devasa aynada birkaç deneme yapmadan tatile başlayamazdım, ayna ayna söyle bana kim daha uzakta.

Chez Vincent Pizza’da nefis bir İtalyan pizza yedikten sonra yürüyerek La Canebière’dan yukarı şehir turu beni Le Gracier du Roi dondurmacısına getirdi. Portakallı Marsilya bisküvisinden yapılan ?Navettissimo nefis

Yürümeye devam… Daracık Arnavut kaldırımlı sokaklar tarih kokuyor. La Caravelle’de bir Lyncburg lemonade molası. Manzara müthiş. Gece jazz için tekrar geleceğim.

İlk günden “Bouillabaisse” için Miramar’dayım. Yanında 1 kadeh kırmızı şarap ve Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın’ı ile çorba da ritüeli de -pahalı olsa da- harika.

İnsanlar plajlarda yoga yapıyor. Sokak sanatçıları her yerde. Avrupa’nın en büyük müzelerinden biri burada. İnsanları kibar ve güleryüzlü.

Her şehirde yaptığım gibi ‘burada olsam nasıl bir hayatım olurdu’ diye düşündüm. Sanırım bir balık restaurantında akşam çalışan bir garson olurdum, eski liman bölgesinde otururdum.

2. ve tam gün:

Fransız kadınlar her sabah böyle başlıyormuş güne ve incecikler efsanesine inanarak, sabah kruvasan ve kahveyle güne başladım.

İlk olarak Notre Dame de la Garde’ı bi ziyaret edelim bakalım.1864 yılından Neo-Bizans örneği olan kilise, şehrin şüphesiz en ilgi çekici, hayranlık uyandıran turistik yerlerinden biri. Kiliseyi ziyaret etmek için Le Vieux Limanı’ndan kalkan otobüse bindim. Bilet turist information bürosundan.

Çok değil birkaç saat şehirden uzaklaşıp -ben şehirleri severim, feribotla 2 adaya gittim. Biri tarihi veba hastanesinin olduğu Frioul, diğeri ise edebi kahraman Monte Kristo Kontu’nun kont olmadan önce hapsedildiği If Şatosu’nun olduğu ada (oradan ben bile kaçardım gördüğüm kadarıyla, 14 yıl nasıl kaçamamış anlamadım.)

Sonra biraz çarşı pazar gezmesi. Lavanta bahçeleri ünlü buranın, pazar da lavanta kokuyor haliyle. Tüm akdeniz şehirlerinde olduğu gibi zeytin, domates, mozarella… İstanbul’da pazara gidiyor musun derseniz, hayır, bu kadar yürümüyorum da. Hatta havaalanından taksi ile eve gidiyorum: Nerde otobüs, sonra metro, sonra elinde valiz yürüme??

Ardından Tarih Müzesi (Marsilya’yı İzmir’den gelen Türklerin kurduğunu öğrendiğim iyi oldu. #Türklerheryerde) ve Mucem.

Biraz alışveriş, ismi James Joyce olmayan bir Irish Pub’da mola ve otele dönüş. Marsilya’da olağan bir turistik pazar akşamüzeri anlayacağınız.

Bir de operaya gidebilseydim çok sevinecektim ama daha 1 hafta temsil yokmuş.

3. ve son gün:

Aşırı turistik gezimin son günü.

Sabah erkenden kalktım ve balık pazarına gittim ?? İnsanların yüksek enerji ve zevkle çalıştığı, birbirlerine laf attığı eğlenceli bir ortam hayal etmiştim, ama öyle değildi maalesef. Gel vatandaş vari bile iletişim yoktu. Zaten dedim ya pazar insanı değilimdir pek.

Şehrin ortasında çok büyük bir park var, Longchamp (evet çanta markası olan), tramvayla 3 durakta oraya gittim. Bilet makinası bozuk olduğu ve kozmopolit şehirde İngilizce bilen sayısı bir elin parmaklarını geçmediği halde şanslıydım, bir Fransız edebiyatı genç profesörü olan Louis bana yardımcı oldu, yol boyunca sohbet ettik. Neyse efendim, parkta güneşlenenler, spor yapanlar, çocuk bakıcıları ve çocuklar, yeşillik, tarih.. Gezi Parkımızı düşündüm, ey gidi.

Yürüyerek eski limana inerken katedrali gezme şansım da oldu. Eski hayatımda din adamı falandım sanırım, etkiliyor beni. Santa Maria Del Mar (Barselona) ağlamışlığım bile var.

Dik, dar ve dolambaçlı sokaklar, pastel renkli binalar, esnaf dükkanları, sanat galerileri ile eski şehir La Panier. Biraz Balat’ı anımsattı. Cezayir yemeği yemeden olmaz o zaman.

Otele dönerken okul harçlarının yüksekliğini protesto eden bir grup öğrenci gösteri yapıyordu. Hiç polis ve toma yoktu. Sonuçta bu şehir Paris’e 500 isyancı göndermiş Fransa’nın kurtuluşu sırasında. Ruhunda var. Umarım okul harçları düşer ?.

Şimdi aksam yemeği için hazırlanma ve gecelere akma … Yarın dönüyorum, işler güçler beni bekler.

Dönüş:

Ne iyi etmişim de eski limanda bir otel ayarlamışım. Şimdi otelden ayrılış, deniz kenarında son bir kahvaltı ve havalimanına gidiş.. Sanırım Marsilya’da yapilacak herşeyi yapmış oldum bu 2.5 günde.

İyi tatiller.

Rezan Cezan

Rezan Cezan

Doktor, Gezgin, Hayalperest
Çocukken ne zaman canim sıkılıyor diye babama gitsem, babam bana “can sıkıntısı kuşlar gibidir, hareket etmezsen başına konarlar” derdi. Belki o yüzden bu kadar çok seviyorum seyahat etmeyi. Sonra birlikte bi yerlere giderdik.

Tüm yazıları ->

Gezgin blog’dan haber almaya ne dersiniz?
E-mailinizi bırakın, yazılarımızı size ulaştıralım.

Halloween, Cadılar Bayramı

Halloween: ”Cadılar Bayramı”

Eğer Avrupa ya da Amerika’daysanız ve bir gece vakti dışarı çıktığınızdan etrafta çok fazla (en azından her zamankinden fazla ? ) vampir, zombi, kurt adam, hayalet, cin ve korku filmi karakterleri...

Tanrılar Tahtı Nemrut Dağı

Türkiye’de beni en çok etkileyen yerlerin başında gelir Nemrut Dağı. Dünyanın en ilgi çekici tarihi miraslarından birisidir. Hem günü doğurmak hem de batırmak için mükemmel bir yerdir. Ayrıca Nemrut...

Amazonlar ve Samsun

Anadolu toprakları, efsaneler ile gerçeklerin çoğu zaman birbirine karıştığı yer olarak bilinir. Yaşanan bazı gerçekler, bize hikâyeler ile ulaşmıştır. Amazonlar Anadolu topraklarında doğmuş ve...

Renkli Ülkenin Siyah Beyaz Yüzleri

Siyah beyaz (SB) fotoğrafları severim. Şu an kaynağını hatırlayamadığım bir yerde okumuştum; siyah beyaz fotoğraf kitabını okumak, renkli fotoğraf ise filmini seyretmektir. Her kareyi SB...

Üsküdar, Bir Yürüyüşün Ardından!

Üsküdar, Boğazın Anadolu yakasında günde milyon insanın transit geçtiği bir yer. Hemen herkesin iskelesine uğramışlığı vardır. İskelenin ötesinde bambaşka bir Üsküdar var. Osmanlı döneminde Valide...
trakya bağ rotası

Trakya Bağ Rotası

Trakya, Türkiye’nin Avrupa’sı olmasına rağmen pek fazla bilinmeyen ya da bahsedilmeyen bir yer gibi gelmiştir bana hep. O yüzden bir hafta sonu arkadaşım Erkan ile beraber yola çıkarak, Trakyayı...

Fethiye’den Antalya’ya: Antik Likya Yolu

Bellerofon ve kanatlı at Pegasus’un ülkesi Antik Likya Antik Likya bölgesi, günümüzde Fethiye ve Antalya arasındaki dağlık kıyı bölgesi idi. Antik kaynaklar, Likyalı’ların onurlarına son derece...

Başka Bir Tanzanya

Ailece bu seyahate karar vermeden önce oldukça fazla araştırma yapmıştık. 1 yıl önceki Güney Afrika ve Svaziland turundan tadı damağımızda kalan Afrika’yı daha fazla görmek ve daha iyi yaşamak için...

Türkiye’nin En Güzel 4 Mavi Yolculuk Rotası

Guleti bilen bilir. Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına özgü ahşap teknedir. Önceleri ulaşım ve balıkçılıkta kullanılsa da, 1950’lerden itibaren Halikarnas Balıkçısı’nın öncülüğünde, aralarında Azra...

Anadolu Bozkırlarında Bir Hattuşa

Hititleri hepimiz duymuşuzdur. Peki bu Hititler kimdir? Nerede nasıl yaşamışlar? Ne zaman yolum Çorum’un Boğazköy ilçesindeki Hattuşa’ya düşse, bu sorular beynimi sürekli meşgul eder. Turist rehberi...

Gezgin Tayfa'ya Katılın!

Turlarımız ve kampanyalarımız hakkında bilgi almak ister misiniz? E-posta adresinizi bırakın, size ulaşalım.

Katıldığınız için teşekkür ederiz!

Pin It on Pinterest

Share This

Keşfettikçe paylaşalım!

Bu yazıyı arkadaşlarınıza ulaştırmaya ne dersiniz?

WhatsApp chat