Yine trafik sıkışıklığında pek farketmediğimiz yapılardandır. Bunda da önündeki koca duvarın etkisi vardır aslında. Mimar Sinan eserlerinden olan Kılıç Ali Paşa Camii tramvayın Tophane durağına bakar.

Eğer araç ile akşamüstü saatlerinde bir şekilde Haliç tarafından Boğaziçi Köprüsü’ne doğru gitmeye niyet ettiyseniz bir müddet bu caminin önünde kalacaksınız demektir. Dediğim gibi, bir sarayın harem kısmını perdeleyen duvarlar kadar yüksek (abarttım) olan ön duvarı caminin güzelliğini görmenizi engeller. Bu duvar orijinal değildir. 1956 yılı yol çalışması neticesinde avlu küçülmüş ve bu duvar yapılmıştır.

Öncelikle Kılıç Ali Paşa’yı kısaca tanıyalım. Aslen İtalyan’dır ve gerçek ismi Giovan Dionigi Galeni’dir. 1520’de, 20’li yaşlarda iken Papaz olmak için Napoli’ye giderken esir alınmıştır. Uzun zaman kadırgalara forsalık yapmış ve daha sonra Müslüman olup Ali ismini almıştır. Korsanlık yaptığı ilk yıllarda lakabı Uluç (Arap olmayan denizci) imiş. Trablus’un fethinde ve Malta kuşatmasında bulunmuş. Osmanlı’nın mağlup olduğu İnebahtı savaşında donanmasının yarısını kurtarmış ve Malta Şövalyelerinin kaptan gemisini ele geçirmiş. Kaptan-ı Derya olunca da III. Murat, Uluç olan lakabını Kılıç yapmış.

Artık yaşlanmış ve İstanbul’a yerleşmişken, kendi adını taşıyan bir cami yaptırmak istiyormuş. Adet gereği padişahtan izin almak için huzuruna çıkmış. III. Murat “Sen ki deryalar serdarısın. Bütün deryalar senin. Camini de deryanın üstüne yapasın.” deyince Tophane sahilinde bir koyu doldurarak camiyi buraya yaptırmış.

1580 tarihli bu cami bazıları tarafından Sinan’a yakıştırılmaz. Plan olarak Ayasofya’nın kopyası olan bu camiyi Sinan’nın yapacağı düşünülmez ya da Kılıç Ali Paşa’nın bir diktesi olduğu düşünülür. Halbuki Sinan burada devasa ölçekteki Ayasofya’nın ufak bir modelini doğru mimari ölçümlerle yapmıştır. Bu ölçümlere Osmanlı unsurlarını nakış gibi işler ve camiyi yapar. Kısacası bu cami Ayasofya’nın yeniden ama Mimar Sinan farkı ile yorumlanmasıdır.

Tek kubbe ve minareli olan cami aslında dikdörtgen bir yapıdır. İç mekân, Ayasofya’daki gibi, kıble yönü ekseninde yapılan birer yarım kubbe ile büyütülmüştür. 147 pencere ile ferah ve huzur veren bir atmosferi vardır. Aslında içindeki İznik çinilerini ve Hüsn-i hat yazıları (ki Yusuf Demirci Kulu tarafından yazılmıştır) ile tam bir mücevher kutusu gibidir.

Aslında bu cami Kılıç Ali Paşa Külliyesi’nin bir parçasıdır. Külliyeden bugün ayakta kalan bir sebil, tek kubbeli bir hamam, zamanında denizci feneri ile aydınlanan bir medrese, Kılıç Ali Paşa’nın türbesi ve Osmanlı’nın ileri gelmiş denizcilerinin gömüldüğü bir haziredir. Mezar taşlarını biraz farklı bulabileceğiniz bu hazireye mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Caminin bir başka önemli hikâyesi ise Cervantes ile ilgilidir. Evet, Don Kişot’un yazarı Cervantes. İspanyol donanmasında bir asker olan Cervantes İnebahtı Deniz savaşında esir düşmüş ve bu külliyenin inşaatında çalıştıktan sonra özgürlüğü geri verilmiştir. Bu savaşta sol elini kaybettiği için kendini tamamen yazarlığa vermiş ve modern Avrupa’nın ilk romanı olan Don Kişot’u yazmıştır.

Kılıç Ali Paşa köleleri ile de meşhurdur. Öldüğünde geriye 3000’den fazla köle ve yarım milyondan fazla altın bırakmıştır. Çocuğu olmayan paşa parasını her zaman fakirler ile paylaşmış, İstanbul’un farklı semtlerinde bugüne ulaşamayan hamam ve camiler yaptırmıştır.

25 Haziran 1587 yılında Kılıç Ali Paşa kılıcını Arşa asmış ve hakka yürümüştür.

Erkan Karaköse

Erkan Karaköse

1999’dan beri geziyorum. Hiç gezemezsem en azından çıkıp mahallede bir dolaşırım.

Tüm yazıları ->

Gezgin blog’dan haber almaya ne dersiniz?
E-mailinizi bırakın, yazılarımızı size ulaştıralım.

Kayaköy, Fethiye

Kayaköy, Geçmişin Ruhu

Kayaköy, bir zamanlar Anadolu’nun zengin, renkli kültür mozaiğinden geriye kalmış anıtsal bir harabedir artık. Belki geleceği kurgularken Kayaköy’ün kulağımıza...
afrodisias

Güzelliğin ve Tutkunun Şehri Aphrodisias

Aphrodisias, adı üstünde güzelliğin ve aşkın Tanrıçasına adanmış antik bir şehirdir. Günümüzde Aydın iline bağlı Karacasu ilçesinin Geyre beldesindedir. Antik dönemde burası, Karia ülkesinin...
marsilya anıları

Marsilya Güncesi

Benim Marsilya’ya gidişim biraz mecburiyetten oldu, iyi ki de olmuş. Sonrasında ertelemek zorunda olduğum bir Paris seyahati için Fransa’dan aldığım vizenin ilk girişinin Fransa olmasının iyi...

Bir Antep Lezzeti, Katmer!

Katmer pek çok yerde, hatta Orta Asya’da da tüketilen bir lezzet. Ülkemizde, hemen her yer farklı bir katmer tarifine sahiptir. Yöresel iklim ve yetiştirilen tarımsal ürünlere göre çeşitlilik...

Başka Bir Tanzanya

Ailece bu seyahate karar vermeden önce oldukça fazla araştırma yapmıştık. 1 yıl önceki Güney Afrika ve Svaziland turundan tadı damağımızda kalan Afrika’yı daha fazla görmek ve daha iyi yaşamak için...

Renkli Ülkenin Siyah Beyaz Yüzleri

Siyah beyaz (SB) fotoğrafları severim. Şu an kaynağını hatırlayamadığım bir yerde okumuştum; siyah beyaz fotoğraf kitabını okumak, renkli fotoğraf ise filmini seyretmektir. Her kareyi SB...

Tanrılar Tahtı Nemrut Dağı

Türkiye’de beni en çok etkileyen yerlerin başında gelir Nemrut Dağı. Dünyanın en ilgi çekici tarihi miraslarından birisidir. Hem günü doğurmak hem de batırmak için mükemmel bir yerdir. Ayrıca Nemrut...
egenin pazarları

Ege’nin 8 Pazarı

Sebzenin meyvenin en tazesine, köylünün emekçisinin göz nurlarına bu pazarda ulaşılır. El emeğidir her şey, hiçbir şey dışarıdan gelmemiştir.  İşte Ege’nin kekik kokan 8 pazarı: 1) Tire Pazarı: Salı...
iyonya turu

Filozofların İzinde Antik İyonya

Antik İyonya bölgesi, günümüz İzmir ve Aydın illerinin Ege sahil kesimini kapsayan bir bölge ve Anadolu’daki ilk Grek kültürünü barındırıyor. Tarihte zengin bir arkeolojik miras bırakan 12 İyon...
mısırı turu

Nil Nehrinin Ülkesi, Mısır

Tarihçi Heredot, Mısır için Nil’in bir armağanıdır der. Gerçekten de Nil Nehri olmasaydı eğer bugün Mısır diye ne bir ülke olurdu ne de göz kamaştıran Firavunlar dönemine ait tarihi eserleri ve...

Pin It on Pinterest

Share This

Keşfettikçe paylaşalım!

Bu yazıyı arkadaşlarınıza ulaştırmaya ne dersiniz?