Bellerofon ve kanatlı at Pegasus’un ülkesi Antik Likya

Antik Likya bölgesi, günümüzde Fethiye ve Antalya arasındaki dağlık kıyı bölgesi idi. Antik kaynaklar, Likyalı’ların onurlarına son derece düşkün cesur savaşçılar olduğundan bahsederler. Hem dağ hem de deniz insanlarıydılar. Helenlerden önce, Anadolu’da yaygın bir dil olan ve günümüzde Avrupa’da ve Asya’da konuşulan pek çok Hint/Avrupa dillerinin de atası sayılan Luwice’yi konuşuyorlardı. Henüz tam olarak çözülememiş alfabeleri Fenikelerden devşirmeydi ve Grek-Roma alfabelerinin öncülüydü. Günümüzde Likya dilinden kalma yaklaşık 150 civarında yazıt mevcut ve en uzunu Xantos ören yerindeki stel yazılı taştır.

Antik Likya, belli bir anayasa ile yönetilen demokratik bir konfederasyondu. Meclis merkezi Patara’da idi. Asırlar sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin federal anayasasını yapanların Likya Konfederasyonu’ndan ilham aldıkları söylenmektedir.

Likya pek çok ve irili ufaklı şehir devletleri, köy ve kasabalardan oluşmakta idi. Günümüzde bu antik yerleşim yerlerinin kalıntıları civardaki dağlık ve kıyı bölgelere dağılmış durumdadır. Antik Likya’da dağ köy ve kasabaları birbirine, kısmen inşa edilmiş derin yarlardan ve dağları aşan katır yolları ile bağlanmaktaydı. Bu antik yol günümüzde dünyanın en uzun ve en iyi yürüyüş rotalarından birisidir. Fethiye ilçesinden başlar ve yaklaşık 500 km boyunca kah kıyıya, kah dağlara doğru dolanarak, Antalya yakınlarındaki Phaselis antik şehri civarında son bulur.

Antik Likya bölgesine ilk 1998 yılında tur lideri olarak gitmiştim. İlk gece Fethiye yakınlarında ki Minare köyünde konaklamıştık. Mehmet Amca ve Teslime Ana’ya misafir olmuş ve harika yemeklerini halen damağımda hissediyorum. Minare oldukça küçük ve şirin bir köy. Eski taş yapıda çokça güzel ev var. Minare’den dağlara doğru keçi patikalarından kıvrılarak köyün üst kısmında, sırtını dağlara ve dik kaya yamaçlarına vermiş Antik Pınara’ya varmıştık. Daha önce pek çok restore edilmiş, çevre düzenlemesi ve kazıları yapılmış ören yerlerini gezmiştim. Ama Pınara çok farklı bir yerdi. Issızlığın ortasında, hemen hemen hiç bir turistin bulunmadığı bir yer ve ağaçların, tepe ve derelerin arasında yayılmış olan kalıntılar, insanda farklı bir duygu uyandırıyor. Keşfetme duygusu. İnsanın doğa ve tarihle hoş bir bağ kurma hazzının yanısıra, kekik kokusu ve serin dağ esintisi eşliğinde trekking yapmak, bence Likya yolunun en güzel yönü.

Pınara’da beni en çok etkileyen yapı ise Roma döneminden kalma hoş bir yamaca sırtını vermiş ve zamana meydan okuyan küçük tiyatrosu idi. Hiç beklemediğiniz bir anda birden karşınıza çıkıveriyor. Antik tiyatronun basamaklarına oturup, binlerce yıl öncesinden günümüze uzanan izleri ve ıssız, vahşi bir güzelliğe sahip doğayı seyretmek, bir gezgin olarak yaşadığım ve hissettiğim en iyi seyahat deneyimimdi.

Antik Likya yolu, her yaz farklı bir bölgesini keşfedebileceğiniz ve asla bıkmayacağınız yeterince uzun ve hem tarih hem de doğa zenginliğine sahip ülkemizin değerli bir hazinesidir.

Arif Yaşa

Arif Yaşa

20 yıldır rehberlik yapıyorum ve üniversite yıllarımdan beri seyahat ediyorum. Bir yerden başka bir yere beni götüren şey ise merak!

Tüm yazıları ->

Gezgin blog’dan haber almaya ne dersiniz?
E-mailinizi bırakın, yazılarımızı size ulaştıralım.

istanbul turu, semt turu, beyoğlu turu

Cafer Baba Kulesi (Zindan Han)

Galata Köprüsü üzerinde yine anlamsız bir şekilde trafiğe yakalandığınızda eğer Haliç’in iç tarafına doğru bakarsanız Turyol iskeleleri arkasında, Eminönü otobüs durakları yanında bulunan pembe bir...

Başka Bir Tanzanya

Ailece bu seyahate karar vermeden önce oldukça fazla araştırma yapmıştık. 1 yıl önceki Güney Afrika ve Svaziland turundan tadı damağımızda kalan Afrika’yı daha fazla görmek ve daha iyi yaşamak için...
Mısır turu

Mısır’da Yemek Kültürü

Mısır ülkesinin yaklaşık yüzde 90'nı çöl olmasına rağmen, ülkeyi bir baştan diğer başa kateden Nil Nehri ve oluşturduğu verimli uzun vadisi ve deltası ile ciddi bir tarım ülkesidir. Çok eski ve...

Üsküdar, Bir Yürüyüşün Ardından!

Üsküdar, Boğazın Anadolu yakasında günde milyon insanın transit geçtiği bir yer. Hemen herkesin iskelesine uğramışlığı vardır. İskelenin ötesinde bambaşka bir Üsküdar var. Osmanlı döneminde Valide...

Renkli Ülkenin Siyah Beyaz Yüzleri

Siyah beyaz (SB) fotoğrafları severim. Şu an kaynağını hatırlayamadığım bir yerde okumuştum; siyah beyaz fotoğraf kitabını okumak, renkli fotoğraf ise filmini seyretmektir. Her kareyi SB...

Sonbahar İçin Yürüyüş ve Gezi Rotaları

Tam da sonbahara girmişken Gezgin Tayfa olarak sizler için 8 rota belirledik. Birbirinden güzel ve ilginç olan bu rotaların hepsi gezginlere doğal, tarihi ve kültürel zenginlikler sunmaktadır. Bu...
Halloween, Cadılar Bayramı

Halloween: ”Cadılar Bayramı”

Eğer Avrupa ya da Amerika’daysanız ve bir gece vakti dışarı çıktığınızdan etrafta çok fazla (en azından her zamankinden fazla ? ) vampir, zombi, kurt adam, hayalet, cin ve korku filmi karakterleri...
anadolu köyleri, ege'nin köyleri, akdeniz köyleri

Keşfedilmeyi bekleyen 5 köy

1 – Yeşilyurt Köyü: Kaz dağlarının oksijeni, Ege’nin serinliği Yıllar sonra Troya’yı etkileyecek, tarihin ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Kaz dağlarının eteklerine gizlenmiş olan Yeşilyurt Köyü...
kapadokya turu

Tutkumun Peşinden : Kapadokya

Bir tutkudur gezmek. Bazen bir merak, bazen bir söz tetikler insanı ve gidersin…Bu sefer de öyle oldu. Kendimi yine yollarda buldum. En son 4 yaşındayken gördüğüm Kapadokya’ya günübirlik de olsa...

Bir Antep Lezzeti, Katmer!

Katmer pek çok yerde, hatta Orta Asya’da da tüketilen bir lezzet. Ülkemizde, hemen her yer farklı bir katmer tarifine sahiptir. Yöresel iklim ve yetiştirilen tarımsal ürünlere göre çeşitlilik...

Pin It on Pinterest

Share This

Keşfettikçe paylaşalım!

Bu yazıyı arkadaşlarınıza ulaştırmaya ne dersiniz?